Yıl 1994, oyun dünyası yavaş yavaş boy göstermeye başlayan FPS akımının etkisi altında. Daha açık konuşmak gerekirse henüz Doom’un yarattığı etkiden kurtulabilmiş değil. Ortalık Doom kadar iyi olmaya çalışan ama çoğunlukla onun yanına bile yaklaşamayan FPS oyunları ile dolu. Hikayenin bir text dosyasındaki bir paragraflık bir yazıdan ibaret olduğu ve kimsenin önüne geleni vurmak dışında karakter, hikayenin işlenişi gibi konulara zerre kadar önem vermediği yıllar. İşte böyle bir ortamda bilinmeyen bir stüdyo olan Looking Glass tamamen devrimsel bir oyun çıkarıyor. Ama oyun dünyası önüne geleni vurmakla o kadar meşgul ki, Bioshock’un atası olan, Deus Ex gibi bir oyuna ilham veren, ve bugün oyuncular olarak neye önem veriyorsak taa 15 yıl önce bunu başaran bu oyuna kimse ilgi göstermiyor. Çok iyi olup satmayan oyunlar tarihine ismini yazdıran bu oyun, System Shock.
Fakat oyunun oyuncular tarafından anlaşılamaması Looking Glass’ı yıldırmıyor. 5 sene sonra yani 1999’da bu sefer Irretional Games adı altında System Shock 2’yi çıkartıyorlar. Geçen 5 sene içinde oyun dünyası artık Doom’u hazmetmiş hatta önüne geleni vurmaya dayalı FPS’lerden sıkılmış durumda. Half Life bütün muhteşemliği ile arz-ı endam etmiş. İnsanlar FPS’nin nerelere gideceğini merak ediyor, bu yüzden de yeni fikirlere açık durumdalar. İşte böyle bir ortamda System Shock 2 bünyelere ilaç gibi geliyor. Half Life kadar sevilmiyor belki ama, çoğu oyuncunun hatıralarında kendine güzel bir yer ediniyor.
Irretional Games, System Shock 2’den sonra kendini farklı projelere veriyor. PC için Freedom Force, Swat, Tribes gibi oyunlar yapıyorlar. Takvimler 2004 yılını gösterdiğinde ise System Shock’ın ruhani devamı olarak nitelendirdikleri BioShock projesi çıkıyor ortaya. İlk başta hiçbir yayımcı firmanın ilgilenmediği oyun en sonunda bünyesinde Rock Star gibi bir devi barındıran Take-Two’nun dikkatini çekiyor. Hatta öyle bir çekiyor ki Take Two, Bioshock ile birlikte Irretional Games’i de satın alıyor. Bioshock sessiz sedasız geliştirilmeye devam ederken, 2006 yılında hikayesinin son evresine giriyor ve o yılın E3’ünde bir patlama yapıyor. Microsoft oyunun zaman özel olmasını sağlamak için devreye girmekte çok gecikmiyor ve böylelikle BioShock 2007 yılının Ağustos ayında Xbox 360 ve PC için piyasaya çıkıyor.
Oyun yine Rapture şehrinde geçiyor ama bu sefer ilk oyunda görmediğimiz mekanlara gideceğiz.
Hatırlarsınız ilk oyunda okyanusun ortasına düşen bir uçaktan kurtulan tek kişi olarak denizin altında kurulmuş olan Rapture şehrine sığınıyor ve Rapture’ı eline geçirmiş olan dehşetin gizemini çözmeye çalışıyorduk. Andrew Ryan isimli bir dahi tarafından kurulan ve bilim adamlarını bütün ideolojik fikirlerden uzak tutarak gerçek anlamda özgür bırakmak amacını taşıyan bu ütopyanın nasıl olup bir distopyaya dönüştüğünü, okyanusun derinliklerinde bulunan ve insanların genetik olarak değişmesini sağlayan ADAM adlı maddenin varlığını keşfedince anlamış oluyorduk.
İkinci oyun, ilk oyundaki olaylardan 10 sene sonra başlıyor. Dünyanın çeşitli yerlerinde okyanusa kıyısı olan kasabalarda küçük kızlar tam olarak tanımlanamayan bir “şey” tarafından kaçırılmaya başlıyor. Tahmin ettiğiniz gibi bu “şey” ilk oyundan tanıdığım Little Sister’ların büyüyüp Big Sister olmuş hali. Kaçırdıkları kız çocuklar ise yeni Little Sister adayları.
Olaylar böyle başlasa da oyun dış dünyada değil yine Rapture şehrinde geçecek. Yapımcı 2K, ilk oyunda şehrin çok az bir kısmını gördüğümüzü bu yüzden ikinci oyun aynı şehirde geçiyor olmasına rağmen aynı mekanların kullanılmadığını söylüyor. Hikayenin akışına göre zaman zaman ilk oyunda ziyaret ettiğimiz yerlere de gidecek olsak da, oyun tamamen farklı yerlerde geçecek. İkinci oyunun bir güzel yanı artık dışarıya, yani okyanusa da çıkabilecek olmamız. Bazı zamanlar gitmek istediğimiz yer ile aramızda ulaşımı engelleyen yıkıntılar veya açılmayan kapılar olacak. Böyle durumlarda en yakın pencereye gidip, onu kırarak okyanusa çıkacağız ve böylelikle içeriden ulaşamadığımız yerlere dışarıdan dolaşmış olacağız. Tabii okyanusta bizi farklı farklı tehlikelerin bekleyeceğini tahmin etmek zor değil.