Tabii ki birkaç paragraf önce bahsettiğim avcı – av sekansları yine başlayacak ama işler lehinize olduğu kadar aleyhinize de olabilir çünkü düşmanların fenerlerine karşı gözleriniz çok hassas size doğru tutulan ışık kümeleri geçici körlüğe neden olabilirler. Çok dikkatli, sakin ve bir katil kadar soğuk kanlı olmalısınız – zaten Riddick de katilin önde gideni – bu cümleyi söyledikten sonra şunu da paylaşmak istiyorum. Gerçekten yönettiğiniz karakterin havalı olması oyunun keyfini arttıran başlıca etkenlerden biri. Vin ilk oyunda da yapımcılarla beraber çalışmış ve seslendirmeleri yapmıştı, ikinci oyunda da kendisi bütün desteğini vermiş. Zaten birçoğunuzun bildiği gibi Vin’in oyunlarla ilişkisi çok sıkı fıkı. Bu bakımdan gerçekten çok zengin diyalogların olduğu, bol küfürlü sahneler bizi bekliyor. Bu beni fazlasıyla mutlu etti. Hatırlarsınız, oyun dünyasının harika çocuğu Freeman hiç konuşmaz ve bu durum bazen beni karakterden soğuturdu. Hiç değilse bu oyunda sizinle benzer tepkiler veren kaslı, korkusuz, karizmatik bir karakterimiz var.
Umarım gizliliğin bu oyunda ne kadar önemli olduğunu yukarıdaki paragraflarda anlatabilmişimdir. Oyunun sınıfta kaldığı yer ise gizliliğin olmadığı alanlar. Oyunda ki ateşli silahlar ile yapacağınız arkadaşlık çok kısa süreli, insanın ağzına bir parmak bal çalan cinsten ve çok duyarsız. Gerçekten de silahlarla ateş ediyorken silahların tepkisizliği ve hedefin hiç şaşmaması silahlarla oynamayı keyifsizleştiriyor. Ama yapımcıların geliştirmiş olduğu bazı değişikliklerle bu yavanlık bir parça da olsa azalmış. Öncelikle herhangi bir kutunun arkasına saklandığınızda karakteriniz elindeki silahı sap gibi tutmayı bırakıp, siper aldığınız eşyanın üstüne çıkarması gerçekten keyif verici. Pek çok oyunda bu uygulamanın olmaması gerçekten üzücü hem de asıl görevi aksiyon olmayan bir oyunun bunu yapması çok ironik. Bu sayede tüm vücudumuzu mermilere siper etmeden istediğimiz gibi saldırabiliyoruz. Bir diğer yenilik ise bazı bölümlerde sibernetik insanların komuta merkezlerini ele geçirebiliyorsunuz. Bu komuta merkezlerinden herhangi bir yarı robot yarı insan olan bu canlı-cansız varlıkları kontrol edebiliyorsunuz. Böylece yapacağınız kirli işlere bulaşmadan, uzaktan tüm işleri bitirebiliyorsunuz. Bu oyunun tatsız geçen aksiyonlarına bir parça da olsa şeker atabilmiş.
Riddick’in aksiyon yenilikleri bu kadar. Peki bunlar silahlı aksiyon sahnelerini kurtarmaya yetiyor mu hayır! Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim, silahlı aksiyon kısımlarının yavan olması sizi korkutmasın bunun nedeni zaten Riddick aksiyon oyunu değil, sadece çoban salatadan kurtulup bazen Akdeniz salatası yememiz için yapılmış olan küçük kaçamaklar. Bu yüzden başarısız sayılmamalı, sadece tadı aksiyon gibi değil…
Oyunun henüz multiplayer bölümünü test edemedik ama onun da yavan olacağından hiç kuşkum yok. Çünkü çoklu oyunculu modlarda gizlilik özelliklerinizi kullanamıyorsunuz yani oyunun en başarısız dinamiği olan silahlarla çatışmaya giriyorsunuz ki bunun üzerine fazla konuşmaya gerek yok. Daha çok konuşmamız gereken şey ise, remake oyun alınmalı mı? Benim cevabım evet, çünkü ilk Riddick artık Xbox’ın son baharında ortaya çıkmış olan yer yer kapasite yetersizliğinden dolayı çabuk geçilmiş ayrıntılarla dolu bir oyundu. Tıkır tıkır işleyen dinamikleri ve o döneme göre yeni sayılan grafik teknolojilerini barındırıyordu ama teknik yetersizlikten dolayı grafikler açısından bazı yerlerde feragat etmemiz gerekiyordu. Yeni Riddickle gerçekten pırıl pırıl grafikler, daha gelişmiş senaryo ile oynayacağımız için yapımcı firmaya ne kadar teşekkür etsek azdır.
Bizden bu ön incelemede bu kadar. Oyunun çıkmasına az bir süre kaldı, kimler almalı sorusunun cevabını şöyle vermek isterim, Splinter Cell’i bir de Sam Fisher’in gözünden görmek istiyorsanız ve bunun uzayda geçmesini istiyorsanız hemen almalısınız…