1979 yılında Ridley Scott’ın yönetmenliğini yaptığı Alien ilk gösterime girdiğinde, insanların aklındaki uzay gemisi ve uzay macerası anlayışını önemli ölçüde değiştirmişti. O zamana kadar uzay gemileri ve istasyonları; Uzay Yolu, Ay Üssü Alfa ve Uzay 1999 dizilerinde olduğu gibi bembeyaz koridorlara sahip,pırıl pırıl steril yerlerdi. Kapılar asla bozulmaz, mürettabat ise son derece sağlıklı yiyeceklerini yine tertemiz üniformaları içindeyken yerlerdi. Alien filmindeki uzay gemisi ise karanlık ve pisti. Yüksek tavanlardan sarkan zincirler bir uzay gemisinden çok kötü bir fabrikaya yakışıyordu. Alien ilk kez uzay maceralarını iyilerin hep kazandığı romantik filmlerden çıkardı ve onları birer kabusa çevirdi. Her ne kadar Alien dördüncü filmine ulaşıp bir seri olsa da, ilk Alien’ın ruhunu devam ettiren bir başka film vardı. O da Event Horrizon’du. Uzayın derinliklerinde kaybolan ve sonra birden bire dev gezegen Jupiter’in hemen yanıbaşında ortaya çıkan bir araştırma gemisiydi Event Horizon. Ve film hiçbir iletişim çabasına cevap vermeyen bu gemiyi araştırmaya giden bir ekibin başından geçenleri anlatıyordu.
Korku / gerilim sinemasına adını altın harflerle yazdıran bu iki film yıllar sonra bir hayatta kalma / korku oyunu yapma kararı alan Electronic Arts’ın da bir numaralı çıkış noktası oluyor. Günümüzden 500 yıl sonra geçen bu 3. Şahıs aksiyon oyununda aynı Event Horizon’daki gibi iletişimin tamamen kesildiği USG Ishimura adlı devasa uzay istasyonuna giden 3 kişinin hikayesini anlatılıyor. Bu 3 kişiden biri bir bilgisayar uzmanı, biri güvenlik görevlisi ve bizim kontrol edeceğimiz oyunun baş karakteri Isaac Clarke ise bir mühendis. Bilimkurgu okuyucuları kahramanımızın isminin ne kadar tanıdık olduğunun hemen farkına varacaklardır. En önemli bilimkurgu yazarlarından iki tanesi Isaac Asimov ve Arthur C. Clarke, Dead Space’in karakterine isimlerini vermişler. EA’dan bilimkurguya bir saygı duruşu.
Ishimura uzak yıldız sistemlerindeki gezegenlerden önemli doğal kaynakları elde etmek için kullanılan bir uzay gemisi / istasyonu. Ishimura ile iletişim kesilince kahramanımız ve 2 arkadaşı neler olduğunu araştırmak için gönderiliyorlar. Ve çok kısa bir süre sonra da neler olduğu anlaşılıyor. Olan necromorphs adı verilen yabancı bir uzay ırkının dev uzay gemisini istila etmiş olduğu ve içindeki bütün yaşayanları da öldürüp birer beyinsiz zombi olarak dirilttiği. Biliyorum kulağa son derece klişe geliyor. Zaten bütün hayatta kalma oyunlarında mutlaka insanları öldürüp zombi olarak dirilten ya bir virüs ya bir yaratık mutlaka vardır. Anlaşılan EA’daki geliştiriciler türü yeniden yaratma çabasına pek girmemişler. Her ne kadar konu klişe olsa da yapımcılar Dead Space’in oynanış ve atmosfer olarak türün diğer oyunlarından farklı olacağını idda ediyorlar. Oyun bizi, bazen önümüze birdenbire bir yaratık fırlatarak korkutacak, bazen de onlarca dakika önümüze hiçbir yaratık çıkartmayarak. Yani yapımcılar oyunda aksiyona dayalı korku olacağı gibi, atmosfere dayalı korku da olacağını söylüyorlar.
Tekrar kahramanımız Isaac Clarke dönersek, onun bir mühendis olduğunu söyledim. Doğal olarak savaşmaktan pek anlamıyor. Evet farkındayım bu da fena halde Half Life’ın çok sevdiğimiz karakteri fizikçi Gordon Freeman’a benziyor. Aslında oyunun Half Life ile olan tek benzerliği baş karakterlerinin bilim adamı olmaları değil. Aynı zamanda Half Life’daki gravity gun’ın benzeri bir silahı da oyunda kullanma fırsatı bulacağız. Isaac’in kullanacağı statis adlı aletin ise çok ilginç bir özelliği var. Nişanladığınız canlı veya cihazı yavaşlatıyor. Yani olaya Isaac tarafından bakacak olursak zamanı yavaşlattığını söylememiz yanlış olmaz. Bu silahın cihazlar üzerinde de kullanılması bazı ufak bulmacaların da oyunu konmasını sağlamış.