Video oyunlarının tarihi kadar eski bir tartışma vardır. Gerçekçilik mi? Eğlence mi? Açıkcası zamana ve oyuna göre insanların bu soruya verdikleri cevap da değişmekte. Fakat bu tartışmanın en belirgin biçimde ortaya çıktığı iki oyun türü var. Birincisi uçak simülasyonu oyunları ikincisi ise araba yarışı oyunları. Her iki oyun türünün de simülasyon ve arcade yönünden çok güçlü temsilcileri bulunmakta. Araba yarışları söz konusu olduğunda simülasyon tarafında Forza Motorsports ile Gran Turismo başı çekerken, arcade tarafında başlı başına Need For Speed serilerini türü sürükleyen amiral gemisi olarak görmekteyiz. Grid kendi türü içinde arcade olarak sınıflandırılabilecek bir oyun. Bu yüzden simülasyon meraklıları Grid'den çok yüksek seviyede gerçekçi bir araba sürüşü beklemesin.
Grid, daha önceden de Collin McRae isimli ralli oyununu ve geçen sene çıkan Dirt’ü yapan Codemasters isimli İngiliz firma tarafından geliştirildi. Grid hemen hemen her tipte yarışı içinde bulunduran, bir araba yarışı koleksiyonu gibi.
Öyle ki Grid içinde kaslı Amerikan arabalarından, Batı'nın mühendislik harikası olan arabalarına oradan Japonya'nın üstün teknolojilerini kullanan arabalarına kadar pek çok arabayı ve yarış tipini bünyesinde barındırmakta. Grid'de aslında bir yarışçının kariyerini yönetmekteyiz. Oyun başladığında Grid World, Race Day, Options içeren bir menü geliyor. Grid World kariyeri temsil etmekteyken, Race Day ise pratik yapabileceğiniz her pisti içinde barındırmakta. Dolayısıyla kariyerinin başında bir sürücü olarak zamanımızın çoğunu Grid World’de geçiriyoruz.
Oyuna beş parasız, çulsuz bir yarışçı olarak başlıyoruz. Doğal olarak elimizde bize ait bir arabada bulunmamakta. Bu yüzden para kazanmak ve kendi araba kolleksiyonumuzu oluşturmak için Driver Offers isimli menüye girip bize gelen teklifleri değerlendiriyoruz. Bu tekliflerin içinde drag yarışlarından, drift yarışlarına, best lap yarışlarından high speed yarışlarına kadar pek çok seçenek var. Hatta siz normal yarışları seçseniz dahi iş vereniniz size bir hedef verebiliyor. Bunlar belli bir klas içinde birinci olmak, belli bir pilotu veya takımı geçmek ve hatta sadece ilk üçe girmek bile olabiliyor. Bu bakımdan Grid'in sürekli dön dolaş, en iyi tur zamanını elde et tipindeki yarışlara farklılık getirdiğini söyleyebiliriz. Yarışa başladığımızda pist ekibimiz hemen bizimle iletişime geçip, o anki hedefimiz neyse ona ulaşmak için ihtiyacımız olan bilgileri vermeye başlıyor. Bir örnek vermek gerekirse, hedefimizin Scatters takımını geçmek olduğunu varsayalım. Daha start düzlüğündeyken pist ekibimiz, geçmeniz gereken arabayı işaret ediyor ve yarış başladıktan sonra da hem yarışla hem de rakibimizle ilgili bilgiler vermeye devam ediyor. Bu bakımdan gerçekten bir yarışın içindeymişsiniz gibi hissediyorsunuz. Hatta geçmemiz gereken arabanın yanına geldiğinizde o aracın üstünde işaret çıkıp dikkatimizi de buraya çekebiliyor.
Gelen teklifleri değerlendirip, işvereninizin size verdiği hedefleri yerine getirebilirseniz para ile ödüllendiriliyorsunuz. Yeterli seviyede teklifi bitirip hatırı sayılır miktarda paraya kavuştuğunuzda ise artık kendi arabanızı alıp kariyerinize başlayabilirsiniz demektir. Bunun için 3 kıtada yarışlara katılıyoruz.
ARL (Amerikan), Euro (Avrupa), J (Japonya) olan bu 3 kıta da kendi içide acemi, profesyonel ve süper olarak kategorize olmuş durumda. Her segment'in içinde 6 yarış bulunmakta, doğal olarak bir ARL serisinin içinde toplam 18 yarış var. Bu da tüm yarış tiplerini topladığınızda 54 farklı yarış ediyor. Arcade tipindeki bir araba yarışı için hatırı sayılır bir seviyede olduğunu söyleyebiliriz.