Quantic olaya biraz daha farklılık getirmek için bazı sahnelerde aynı anda basmanız gereken tuş sayısını abartmış. Hani döndürülen bir çarkta çıkan renge yere serilen bir halı üzerinde basmaya dayalı Twister adlı bir oyun vardır. Önce bir renge bir ayağınızla basarsınız sonra başka biri için bir elinizi kullanırken bir müddet sonra şekilde şekile girip en sonunda kafınızı, dirseğinizi, dilinizi filan da kullanırsınız ya işte Heavy Rain’de zaman zaman size bu duruma sokuyor ve parmaklarınız düğüm olmuşken kendinizi şimdi ben o tuşa nasıl basacağım diye düşünürken buluyorsunuz. Yani oyunu oynarken zaman zaman bir başka kişiden yardım almanız gerekebilir. Bu sahneler oyunda beni en çok eğlendiren sahneler oldu. Gece geç saatte oynadığım için de kimseden yardım alamadım ve sırf bu yüzden başarısız olduğum QTE’ler oldu.

Başarısızlık ve başarı, oyunun en ilginç yönlerinden biri. Çünkü oyunda başarmak veya başaramamak diye bir şey söz konusu değil. Her iki durumda da oyun devam ediyor ve duruma göre sizi farklı bir yöne sokuyor. Bu sistemi kullanan oyunlarda genelde QTE sahnesini yapmayı başaramazsanız oyun biraz başa sarar ve siz istenilen tuşlara istenildiği gibi basmaya başarana kadar tekrar tekrar yapmaya devam edersiniz. Heavy Rain’de ise bazı QTE’ler siz onlara düzgün bir şekilde yapana kadar sizi bekliyor. Örneğin bir kapı açacaksınız veya astımlı olan detektifin ilacını paltosunun cebinden çıkartacaksınız. Böyle durumlarda oyun sizi aceleye getirmiyor, siz gerekeni yapana kadar sizi bekliyor. Eğer başaramazsanız aynı hareketleri baştan yapmaya çalışıyorsunuz. Bazı durumlarda ise oyun size bir QTE’yi başarmanız için bir kaç deneme hakkı veriyor. Örneğin bir yerde bir yaraya pansuman yapmalısınız, eğer başarısız olursanız 2-3 kere daha deniyorsunuz, eğer başarısız olmakta ısrar ederseniz karakteriniz pansuman yapmaktan vazgeçiyor.
Bazen tuşlara basacağım derken parmaklarınız düğüm olabiliyor ve bu durumda başka birinin yardımına ihtiyaç duyuyorsunuz.
Bir de anlık basmanız gereken ve tekrarı da mümkün olmayan QTE’ler var. Dövüş sahnelerin çoğu bu şekilde hazırlanmış. Oyun burda da size çok katı davranmıyor, eğer bir iki tuşa zamanında basamadıysanız mühim değil yine de toparlama imkanınız var, ama basamadığınız tuş sayısı artarsa örneğin dövüştüğünüz kişiyi alt etmeniz mümkün olmuyor ve bu da bazı geri dönülmez sonuçlar doğurabiliyor. Ben böylesine kritik bir dövüşte FBI ajanımı kaybettim ve oyunun geri kalan bölümünlerinde kendisini bir daha görmedim. Fakat dediğim gibi oyun sizin başarı ve başarısızlığınıza göre şekillendiği için tıkanmıyor ve yine de sona kadar ulaşıyorsunuz. Tabi bu nedenle de ulaştığınız son başka bir arkadaşınızın ulaştığından farklı olabilir.

Heavy Rain için bir macera oyunu denebilir. Ama klasik bir macera oyunu öğelerinin hiç biri de oyunda bulunmuyor. En başta oyunda akılda kalan bir bulmaca yok. Eşya kullanmak yok. En fazla bir mekanda bulduğunuz bir eşyayı yine o mekanda kullanıyorsunuz. Örneğin aç olan bir bebeği beslemek için yine aynı evde bulunan biberonu kullanmak gibi. Oyunda kafanızı çalıştıracak, sizi zorlayacak bir bulmacanın olmaması ve bazı şeyleri başarsanız da başarmasınız da oyunun devam etmesi sizi bir oyuncudan çok hikayenin gidişine zaman zaman müdahale eden bir seyirci konumuna getiriyor. Heyecanlı sahneler elbette var, elinizi terleten durumlar da var, oynadığınız karakteri bulunduğu güç durumdan kurtarmak isteği de size veriliyor, hatta bazı durumlarda karakteri kurtaramazsanız kendinizi kötü bile hissediyorsunuz. Fakat öte yandan yapmanın siz de hiç bir heyecan uyandırmadığı bir dolu da QTE sahnesi var.
Oyunun birden fazla sonunun olmasının Heavy Rain’in defalarca oynanmasına neden olacağını düşünebilirsiniz. Ama bu da tam olarak doğru değil. Quatic bile oyunun bir kez bitirilmesinin ardından büyüsünü yitireceğini söylüyor ki ben de aynı kanıdayım. Oyun bitirdiğiniz sahneleri tekrar oynamanıza izin veriyor. Bu nedenle herhangi bir noktada verdiğiniz kararın tam tersinin oyunun sonunu nasıl etkileyeceğini merak ediyorsanız, oyunun o sahnesinden başlayarak sonuna kadar oynamanız ve değişen sonu görmeniz mümkün. Fakat sona gelene kadar tekrarlamanız gereken kapı açmak, bebek doyurmak, yaraya pansuman yapmak gibi tonlarca gereksiz işin getireceği sıkıntının merakınızdan daha fazla olması ihtimali de hayli mümkün. Üstelik kötü adamın kim olduğunu da öğrendikten sonra daha bile anlamsız olabilir.

Heavy Rain gibi bir oyunu aslında şu ana kadar yaşamadığımız farklı bir deneyim olarak algılamak doğru olur. Oyunun hikaye ve karakterlerinde pek çok boşluk var bu doğru, kontrol sisteminde bir takım aksaklıklar var bu da doğru, fakat yine de toplamda size farklı bir deneyim yaşatması yönünden değerli bir oyun. Baştaki alışma evrelerinden sonra sizi hızla içine alıyor ve sona gelmeden de kolay kolay bırakmıyor. Her ay birbirine benzer onlarca ürünün satışa çıkarıldığı bir piyasada böylesine aykırı oyunların çoğalması yine biz oyuncuların yararına. Heavy Rain’i muhteşem beklentiler olmadan oynarsanız muhtemelen yaşadığınız deneyimden memnun kalacaksınız.
Kimler Oynamalı? Farklı bir deneyim tatmak isteyenler
Kimler Oynamamalı? QTE’den hazzetmeyenler.