Dante güçlü bir savaşçı, korkusuz bir haçlı ordusu mensubu, belki acımasız, belki umursamaz ama onun da zayıf noktası tabii ki eşi Beatrice.
Eninde sonunda kötü veya cezalandırıcı ruhaniler Beatrice’i kendileri ile birlikte Cehennemin en ücra köşelerine çekerler. Dante olarak amacımız, o cehenneme girip, kocaman bosları tekmeleyerek, her türlü zebaniyi ait olduğu yere gömerek, vaftiz edilmemiş bebekleri küllerine ayırarak Beatrice’e ulaşmak ve onu o ücra köşeden kurtarmak. Klasik, bilindik, banal…

Bunları öğrendikten sonra oyun başlıyor, bir çoğunuzun da bildiği gibi oyun button smashing veya kabaca bir God Of War kopyası. Şuna değinmek istiyorum, iyi oyun yapmanın kurallarını doğru uyguladığınız sürece neyin kopyası olduğunuzun pek de önemi yok. Yeter ki yönettiğiniz karaktere adapte olalım, yeter ki bitse de kurtulsak diye bu oyunları oynamayalım.
Peki İlahi Komedya bunu başarabilmiş mi? Oyunun çizgisel bir oyun olduğunu düşünürsek zaten sonunda olabilecekleri biliyoruz. Bizi neşelendirmesi gereken bölüm tasarımları, boss’lar ve yaptığımız combolar olmalı. Dante’s Inferno’nun bu konuda iyi olduğu ve yetersiz olduğu alanlar var.

Kötüden başlamak gerekirse, bölüm tasarımları oldukça iyi başlamasına rağmen git gide kendini tekrar etmeye başlıyor, genel olarak oyunun yarısını tamamladığınızda artık ağzınızı açık bırakacak bölüm tasarımları göremiyorsunuz. Fakat oyunun ilk 2 saatindeki atmosfer gerçekten çok başarılı diyebilirim. Birçok yerde çığlık atan, kurtarılmayı bekleyen günahkâr ruhlar var. Her yerde onlardan bir parça görmek insanı oldukça tedirgin ediyor. Bu bakımdan oyunun bölüm tasarımları konusunda kararsızım çünkü ilk başta sizi etkileyen sahneler zamanla azalmaya başlıyor. Bu da bizim artık bitse de gitsek moduna girmemize neden oluyor.
Boss’lar ise bana göre oldukça zevkli, özellikle birçoğunun cehennemde hangi görevde olduğunu öğrendiğinizde hoş detaylarla karşılaşıyorsunuz. Tabii ki amacımız elimizdeki orağı hepsinin alnının orta yerine saplamak. İşte bu noktada her Boss’un zayıf yönleri bulunmakta. Bu zayıf yönleri ve taktiği çözene kadar birazcık zaman kaybediyorsunuz ama sonrası kolay… Kolay olanı algıladıktan sonra quick time event’ler aracılığı ile birbirinin peşi sıra ekranda gözüken tuşlara basmanız gerekiyor. Bunları doğru sırada ve 1-2 defa üst üste yapınca o Boss’un da hakkında gelmiş oluyorsunuz. Bu sekanslarda oyun beni oldukça tatmin etti, Boss’ların tasarımları ve sistemli saldırılarımız tepkileri beklentimi karşılayabildi.

Oyunda yapılan kombolara gelirsek. Aslında birbiri ardına yapılan tuş hareketleri birer kombo sayabiliriz ama bildiğiniz gibi oyun dünyasında kombo dediğimizde birden farklı tuşun ardı ardına basılması ile gerçekleşen hareketler dizisi olarak algılıyoruz. Dante burada bir yeniliğe gitmiş veya basite kaçmış, birbiri ardına basılan farklı tuş kombinasyonları yapmıyoruz. Aksine sürekli aynı tuşa üst üste basarak komboları oluşturmaya başlıyoruz. Bu yöntemi oldukça beğendim. Nedeni de benzer oyunlarda ki kombo denilince - ki aklıma her zaman Ninja Gaiden gelir - çok karmaşık tuş hareketlerinden sonra karakterimiz kombolara başlardı. Bu hem kafa karıştırıcı, hem de sinir bozucuydu üstüne üstlük birbirinden güzel bu komboları zorlukları nedeniyle genelde pek yapamadan oyunu bitiriyorduk. Yapımcılar burada oyuncuya belki de acıyarak bu yöntemi bırakıp çok daha basit, art arda aynı tuşa basarak kombolara başlamamızı sağlamışlar. Bu bakımdan oyundaki her türlü artistlik hareketi her türlü zebaniye yapabiliyoruz! Ben bu uygulamaya kesinlikle geçer not verdim.
| Basit ve kolay uygulanabilen kombolar. |
| Kendini tekrar eden oyun dinamikleri ve atmosfer. Konu ve karakter uyarlaması başarısız. |