Microsoft 2007 yılında Grand Theft Auto 4’ün çıkışına daha bir seneden fazla zaman varken, oyunun yapımcısı Rockstar’a sadece iki Xbox 360 özel indirilebilir içerik için peşin peşin 50 milyon dolar vermesi, o zaman için pek çok kişiye inanılmaz gelmişti. GTA 4’ün çok iyi bir oyun olacağı açıktı ama acaba iki indirilebilir içerik için 50 milyon dolar para vermek biraz abartı kaçmıyor muydu? Microsoft’un bu hamlesinin üzerinden 2 sene geçti. Geçen zamanda GTA 4 piyasaya çıktı ve hem oyunculardan tam not aldı hem de sinema ve müzik de dahil olmak üzere eğlence endüstrisinde en çok hasılat elde eden ürün oldu. Dahası bu yazının konusu olan ilk Xbox 360 özel indirilebilir içerik olan The Lost and Damned çıktığı gün yeni bir indirilme rekoru elde etti. Demek ki sonradan EA’ya geçen ve bu kararı ile Xbox camiasına son bir kıyak yapan o zamanki Microsoft eğlence bölümünün patronu Peter Moore son derece isabetli bir karar vermiş. Biz oyunculara da arkamıza yaslanıp bir kere daha Liberty City’e dönmenin keyfi kalmış.
Yaklaşık bir sene sonra Liberty City’e geri dönmenin bende yarattığı keyfi anlatmam biraz zor sanırım. The Lost and Damned açılış sahnesinde bir motorun üstünde çetemizin kulüp evine doğru ilerlerken ve bir yandan da radyoda Deep Purple’ın en güzel eserlerinden biri olan Highway Star bangır bangır bağırırken, gerçek anlamda Liberty City’nin caddelerinde dolaşmayı, Rockstar’ın yarattığı bu enfes dünyanın bir parçası olmayı ne kadar çok özlediğimi fark ettim. Liberty City o kadar gerçek ki, bir an sanki kaldırımda elinde kahve bardağı ile yürüyen bir yayanın dönüp el sallayacağını nerdeydin bunca zamandır diye soracağını düşünüyor insan.
TLAD’ın yaklaşık 12-15 saat süren macerasını yaşarken bir kez daha alıcı gözle inceledim Libert City’i ve bir kez daha anladım ki Rockstar’ı rakiplerinden ayıran en büyük özellikleri, detaylara gösterdikleri özen. Bu öyle bir özen ki, o koca şehrin her bir metrekaresi dantel gibi işlenmiş, koca şehirde ya buraya da kimse gelmez nasıl olsa bunu da şöyle yapalım işte dendiğini düşündürecek en ufak bir yer bile yok. Banklardan, çöp kutularına, posterlerden büyük billboard’lara, merdivenlerdeki trabzanlardan, gazete kutularına, yanınızdan geçmekte olan bir yayanın telefonda konuştuklarına kadar her şey öyle bir bütünlük içinde ki insan Rockstar’a bir kez daha saygı duyuyor.
TLAD artık hepinizin bildiği üzere Lost adlı motorsiklet çetesinin bir üyesinin başından geçen macerayı konu ediyor. GTA 4’ün baş kahramanı Niko’nun tersine Johnny Klebitz has be has bir amerikan vatandaşı. Ama o da aynen Niko gibi içinde bulunduğu topluma olabildiğine yabancı, hatta oyun içinde pek çok karakterin sık sık dalga geçtiği gibi sanki 70’lerden kalmış bir adam. Hal böyle olunca da klasik bir GTA karakteri olarak yasaları pek takmayan, kendi onur anlayışı içinde yaşayan bir karakter çıkmış ortaya.
Oyun Lost çetesinin başkanı olan Billy’nin zorunlu olarak tıkıldığı rehabilitasyon merkezinden çıkması ile başlıyor. Billy’nin klüp binasına gelir gelmez sorduğu ilk soru elbette bir motorcunun soracağı ilk soru aynı zamanda: Motorum nerede? Billy’nin bilmediği, motorunun rakip motorcu çetesi olan Angels of Death’in elinde olduğudur. Tabii Billy bunu duyar duymaz hemen motorunu geri almak için Angels of Death’e bir baskın düzenler. İşte indirilebilir bir içerik için harika bir oynanış süresi olarak nitelendirebileceğimiz 12 saati dolduracak hikaye bir motoru geri almak ile başlayacak ve bu olay çığ gibi büyüyerek dallanıp budaklanarak bambaşka yerlere ulaşacak.