Herkese merhaba! Bu inceleme yazımda, çıktığı yılda büyük ses getiren ve birçok medya tarafından yılın oyununa aday gösterilen Far Cry’ın devam oyununu inceleyeceğim. Her şeyden önce şunu belirtmek istiyorum devam oyununun birinci oyun ve onu yapan Crytek ile hiçbir bağlantısı bulunmamakta. Oyunun tüm haklarını Ubisoft satın almış ve kendi ekiplerince oyunu geliştirip yeni bir formasyonda bizlere sunmuşlar.
Oyunda paralı bir askeri canlandırmaktayız, karakter seçim ekranında tipine ve yaşına göre beğenimize sunulmuş oldukça fazla sayıda karakterin içinden zevkimize uygun olanını seçtikten sonra hikayeye başlıyoruz. Far Cry 2 bir çoğunuzun bildiği gibi Afrika kıtasında geçiyor. Bizim amacımız ise Jackal isimli silah tacirini bulup gırtlağını kesip çakallara yedirmek. Oldukça sıradan bir senaryo ile açılış başlıyor…
Atmosfer olarak far cry 2 türünün en iyi örneklerine ve etkileşimlerine sahip.
Giriş biraz sıradan olabilir ama oyunun bundan sonrasında bu tür için yapılan en büyük yeniliklerden birini görüyoruz. Tam 60 km2 büyüklüğünde bir Afrika ülkesinin içindeyiz. Her yer tam anlamıyla balta girmemiş ormanlar ile kaplı, kuru hava, etrafta Zebralar dolaşıyor, bazı uzak alanlarda vahalar bulunmakta. Kesinlikle şu ana kadar gördüğüm en iyi uyarlamalardan biri olduğunu söylemek istiyorum. Hazır çevreden bahsetmişken grafiklere de değinmem gerek. Oyunun en güçlü yanlarından birinin grafikler olduğu aşikar; harika modellenmiş bir dünya, neredeyse her şey patlayıp yanabiliyor, ölçeklendirmeler çok iyi derecelendirmiş, böylece daha da gerçekçi bir atmosfer, çok etkileyici ışık oyunları… açıkçası saymakla bitmez. Bu bakımdan oyuna sırf grafiklerinden dolayı 90 puan verebiliriz, gerçekten yaşayan bir atmosfer var ve dokular çoğu zaman oldukça kaliteli. Mesela bir kamp yerinde etrafta görmüş olduğum bir lpg tüpüne iki el ateş ettikten sonra bir anda alevler içinde kendi ekseni etrafında dönerek oraya buraya çarpmaya başladı, 5 saniye sonra bir ağaç barakanın önünde durdu ve baraka bir anda alev aldı, baraka yanmaya devam ederken üzerindeki ağacın dalları tutuştu ve 30 saniye içinde alevler koca ağacı sardı. Gerçekten tüm bu olup biten 1,5 dakika içinde harika bir görsellikle gerçekleşti ve ekran başındaki ben, son derece keyifli bir biçimde bu olaylar zincirini takip ettim.
Avımız Jackal, bulunduğumuz ülkedeki iki farklı gruba da silah satarak onları örgütlemektedir. Oyunun temel senaryosunu da işte tam bu iki örgüt oluşturmakta. Çünkü oyun, bu iki örgüt sayesinde diğer fpslerden çok farklı bir hal alıyor. Siz Jackal’a yakınlaşmak için bu örgütlerin birinden veya isterseniz ikisinden de farklı farklı görevler almaya başlıyorsunuz ve bir anda oyunun fps-rpg türünün bir karışımı olduğunu anlıyorsunuz. Evet Ubisoft, Far Cry 2’yi saf aksiyon oyunu yapmak yerine içine çeşitli görevler koyarak oyunu çok sıra dışı ama iddialı bir duruma getirmiş ve bu açıdan da büyük bir kumar oynamış. Şöyle ki; oyunda bir istatistik tutacak olursak, tüm oyunu bitirine kadar öldürdüğünüz adamların sayısı, diğer aksiyon oyunlarının daha ilk üç bölümünde öldürdüğümüzle aynı sayıda olduğunu söyleyebiliriz. Bu bakımdan Far Cry 2’nin dur durak bilmeyen bir fps oyunu olduğunu söylemek oldukça zor. Yani oyundan hızlı bir aksiyon bekleyen oyuncular bu açıdan biraz hayal kırıklığına uğrayabilirler.
Oyundaki görevler ise inanılmaz seviyede gerçeğe uygun tasarlanmış. Kimi zaman sadece bir gözetleme görevi, kimi zaman hırsızlık, kimi zaman da katliam görevleri çıkabilmekte. Oyunu alanının çok büyük olduğunu söylemiştim. Bu yüzden görev için harcadığımız zamanın çoğu görev yerlerine giderken yolda geçebiliyor. Ubisoft bu kocaman alan içinde kaybolmayalım diye bize bir harita vermiş ve bu haritada bulunduğumuz yerler ve görev alanlarımız ayrı ayrı işaretlenmiş durumda. İki nokta arasında gidebilmek için 3 farklı seçeneğimiz var: tabana kuvvet, herhangi bir binek araç - ki jeeplerden normal arabalara kadar 4 farklı araç bulunmakta -, ve son seçenek de hızlı ulaşım aracı olan otobüs.