Fable 2

Fable 2
İnceleme | 07.11.2008
Yaptığınız her seçim dünyayı şekillendirecek sloganı ile gelen Fable 2, ilk oyundan aldıkları ve yeni ekledikleri ile oldukça başarılı bir oyun.
Ersin Kılıç | lincourt@konsolmaster.com
inceleme
2003 yılı başlarında daha sonra adını Lionhead Studios olarak değiştirecek olan Big Blue Studios tarafından Fable adlı bir oyun duyurulmuştu. Microsoft'un da desteğini arkasına alan firma, daha oyunun ilk yapım aşamasından itibaren oyunculara çok farklı bir oyun sunacaklarını söylemeye başlamıştı. Oyuna ait yayımlanan her ekran görüntüsü ve her video da yapımcıların bu iddialı sözlerini karşılar nitelikte idi. Eylül 2004'te piyasaya çıkan oyun beklenen ilgiyi görerek oyun severleri tatmin etmeyi başardı. Oyuncuya iyi veya kötü tarafı seçme serbestliği de sağlayan oyun, bu ve bunun gibi bir çok farklı yönü ile diğer oyunlardan sıyrılmayı başararak kendisine önemli bir yer edindi. 2005 yılında Fable : Lost Chapter ile hem XBox hemde PC'de yer edinen oyunun yeni halkası Fable 2 ise 2006 yılında Lionhead Studios tarafından duyuruldu.

Oyunun duyurulması ile birlikte yapımcılardan gelen açıklamalara göre ilk oyundaki eksiklikler giderilecek ve zaten oldukça interaktif olan yapı çok daha geliştirilerek oyunculara sunulacaktı. Nihayetinde uzun bir bekleyiş dönemi tamamlandı ve Fable 2 geçtiğimiz günlerde Xbox 360 için piyasadaki yerini aldı. Bakalım yapımcılar vadettikleri değişiklikleri yapabilmişler mi?

Fable 2

Oyuna daha önce trailerda da gösterilen video ile giriş yapıyoruz. Yemyeşil bir ağacın üzerinden havalanan bir kuş ilk oyundan da tanışıklığımız olan Albion toprakları üzerinde uçuyor ve en sonunda bir kasabada oyunumuzun baş karakteri nin kafasına pisliyor! Daha ilk videodan da anlaşılacağı üzere Fable 2’nin kendisine has bir mizah anlayışı var. Ve bu mizah, diğer karakterlerle iletişimde olsun, bulduğunuz notlarda veya konuşmalarda olsun oyunun tamamında kendini hissettiriyor. Fable 2, ilk oyunun kaldığı zamandan 600 yıl sonra başlıyor. Bazı mekanlar dışında oyunun geçtiği dünya ilkinden oldukça fazla farklılık gösteriyor. Oyuna başladığımız anda erkek veya kadın karakter seçmemiz isteniyor. İlk oyunda olmayan bu seçim ekranını geçtikten sonra oyunumuza başlıyoruz. Diğer RPG oyunlarından alışık olduğumuz sınıf, yetenek seçimi gibi bir seçim yapmıyoruz veya kendi isteğimize göre karakterin fiziksel özelliklerini belirlemek Fable 2’de bulunmuyor. Fakat oyun içinde o kadar çok seçim yapacaksınız ki en sonunda hiç bir oyuncunun kahramanı bir diğer oyuncunun kahramanına benzemeyecek.

Oyunun giriş bölümü çoğu oyunda olduğu gibi antreman bölümü olarak tasarlanmış. Ama oyunun genelinde başarılı olan sunum sayesinde oyuna alışma evresi olarak düşünebileceğimiz bu bölüm bile oyunun hikayesi içinde oldukça önemli bir yer teşkil ediyor. Fable 2’nin bu ilk kısmında birinci oyunda olduğu gibi kendimizi küçük bir çocuk olarak buluyoruz. Kız kardeşimizin bize söylediklerini yaparak oyunun alıştırma evresini tamamlayacağımız bu bölümde uzaktan gelen bir ses ile beraber oyuna başlıyoruz. Kardeşimiz sese doğru koşarak bizi de çağırıyor ve sesin kaynağına gittiğimizde büyük bir kalabalığa şahit oluyoruz. Seyyar bir karavan ile şehre gelen satıcı elinde bulunan bir müzik kutusunu işaret ederek bu kutunun sihirli olduğunu, sahip olanın bir dileğini gerçekleştirdiğini ve sadece 5 altına sattığını söylüyor. İlk başta aldırış etmeyen kardeşimiz kalabalığın arasında bulunan bir kadının anlattıklarından etkilenerek o müzik kutusunu almamız gerektiğini söylüyor. Ve böylece ilk bölüme tam anlamı ile giriş yapmış oluyoruz.

Fable 2

Daha oyunun ilk bölümünden itibaren iyi ve kötü seçimi oyunculara sunulmuş. Mesela ilk görevlerden birisinde mahzeni böceklerle sarılmış bir adam görüyoruz. Böcekleri öldürürsek bize bir altın vereceğini söylüyor ve müzik kutusunu almamız gerektiği için bu görevi kabul edip içeriye giriyoruz. İçeri girer girmez mahzenin yan penceresinden bir adam bize seslenerek mahzen sahibinin kendisine borcu olduğunu ve bir türlü ödemediğini söylüyor. Eğer böcekleri öldürmeyip mahzendeki eşyalara zarar verirsek bize 1 altın vereceğini de sözlerine ekliyor. Daha oyunun başında karşımıza gelen bu gibi seçenekler oyun boyunca devam ediyor ve seçimlerimize göre oyunun gidişatı da büyük ölçüde değişebiliyor. Kasabada yaptığımız ufak görevler sonucunda 5 altını topluyoruz ve doğruca satıcıya müzik kutusunu almaya gidiyoruz. Kutuyu aldıktan sonra kurup çalıştırdığımızda kız kardeşimiz kalede yaşamayı diliyor bu dileğimizle birlikte müzik kutusu biraz çaldıktan sonra patlıyor ve hayıflanarak da olsa yatağımıza dönüyoruz. Gece yarısı Lord Lucien'in adamları geliyor ve bizi kaleye davet ediyorlar. Dileğimizin gerçekleşmesine sevinerek kaleye gidiyoruz ve Lord Lucien odanın ortasına çizdiği çembere girmemizi söylüyor. Anlam veremediğimiz bu isteğe rağmen çembere doğru gidiyoruz ve adımımızı atar atmaz çemberin içerisine hapsoluyoruz. Lord Lucien kanımızın lanetli olduğunu söyleyerek kız kardeşimize ateş ediyor. Daha sonra ise namluyu bize çevirmesiyle birlikte patlamanın da etkisi ile camdan dışarı fırlıyoruz. Müzik kutusunu almamız gerektiğini söyleyen kadın tarafından kurtarıldıktan sonra yıllar geçiyor ve böylece asıl maceramız da başlamış oluyor. Başta da söylediğim gibi oyunun sunumu çok güzel biçimde tasarlanmış.



1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6
bu yazıya gelen okuyucu yorumları
Dragon Reborn
Eline sağlık Ersin. Çok güzel bir yazı olmuş.
yorum yaz
Üye olmak için tıklayınız.