Sanıyorum hemen hemen aynı zamanlarda doğmuş olmaları yüzünden olsa gerek, video oyunları bir ticari ürün olarak üretilmeye başlandığından beri her zaman yapılmış veya yapılmakta olan bir Star Wars oyunu mutlaka vardı. İlk film çıktığından beri yapılan Star Wars oyunlarının isimlerini alt alta yazsak, 4-5 A4 sayfasını doldururduk. Peki bu kadar verimli bir madenden hangi sıklıkta paha biçilmez elmaslar çıkıyor? İşte o paha biçilmez elmasları alt alta yazarsak da heralde 4-5 satırı ancak buluruz. İster Star Wars evreninin hayranı olsun, ister olmasın, oyun severler içerisinden bu söylediğime karşı çıkacak pek az insan vardır. Bu bir gerçek: Star Wars oyunları çoğunlukla vasat olur!
Peki bu hep mi böyle? Elbette hayır. Çoğunlukla vasat olur dedim. Oran olarak bakarsak, toplama göre az da olsa, çok çok iyi olan Star Wars oyunları da gördük elbette. Örneğin Doom ile başlayan FPS türünün o ilk keşfedilme zamanına denk gelen Dark Forces hem o zamanki FPS anlayışının çok güzel bir örneği idi, hem de çok başarılı bir oyundu. Aynı şekilde ilerleyen yıllarda çıkan Jedi Knights I ve II’de o zaman için oyun severlerden geçer not almışlardı. Ama iki oyun vardır ki bugüne kadar çıkan hiç bir Star Wars oyunu onlarının yanına dahi yaklaşamadı. Ne büyük tesadüftür ki bu iki oyununun bir tanesinde, yani Tie Fighter’da –ki gelmiş geçmiş en iyi uzay simülasyonlarından biridir- direk gücün karanlık tarafındaydık (her ne kadar Jedi olmasak bile), diğerinde yani KOTOR’da ise –ki gelmiş geçmiş en iyi RPG’lerden biridir- karanlık tarafa geçme şansımız vardı. Yani buradan da anlayacağımız üzere tüm o ‘evreni kurtarma’ veya ‘evrene düzen getirme’ söylevlerinin arasında oyuncuyu asıl cezbeden şey gücün karanlık tarafıydı!
Doğruya doğru! Ellerimizden yıldırım çıkartıp düşmanları kızartmak varken, kim elini düşmanın gözünün önünde sallayıp “biz dostuz, haydi yoluna” diyerek beyin yıkamayı tercih eder ki? Veya önce güç ile boğazından yakalayıp bir güzel sağa sola vurup sonra yıldırımla kızartıp bir de tavuk gibi boynunu kırmak varken? Sadece itme gücüyle nereye kadar? George Lucas Star Wars evrenini tasarlarken kendisi zaten karanlık tarafa her türlü güzel gücü vererek iltimas geçmiş, biz oyuncular ne yapalım? Elbette karanlık tarafa geçmemize izin veren oyunları daha çok seveceğiz. O yüzden de Star Wars: Force Unleashed’ı büyük bir heyecanla bekliyorduk. Üstelik oyunda bir dolu yeni teknoloji kullanılıyordu. Mesela bir Stromtrooper’ı sağa sola sallarken orada burada bulunan çıkıntılara veya arkadaşlarına tutunmaya çalışıyordu. Veya kapalı bir yerde güç kullandığımızda ortalık darmadağın oluyor, cam çerçeve yerlere iniyordu. Düşmanlar doğrudan üzerimize koşmak yerine daha zeki tepkiler veriyorlar, organize olup saldırıyorlardı. Evet bunların hepsini yapıyorlardı. Ama nerede? Videolarda. Peki final sürümde yapmışlar mı? Buyurun birlikte bakalım.
Force Unleashed, Bölüm III ile Bölüm IV arasındaki bir zaman diliminde geçiyor. İmparatorluk tüm galaksiyi demir pençeleri arasına almış en ufak bir muhalefete bile son derece sert tepki vererek yerini iyice sağlamlaştırma çabasında.Galaksinin orasına burasına dağılmış bulunan Jedi’ler, Darth Vader ve imparatorluk güçleri tarafından birer birer avlanıyorlar. İmparatora ve imparatorluğa karşı çıkacak hiç bir güç yok, ve hatta asiler bile henüz ortada yoklar. İşte böyle bir ortamda oyuna, Galen Marek adında, Darth Vader’ın bir çırağı olarak başlıyoruz. Nasıl Vader’ın çırağı olduğumuz konusuna keyfinizi kaçıracak bir bilgi vermemek adına hiç girmiyorum. Görevimiz galakside tek tük kalmış ve hayatta kalma mücadelesi veren Jedi’leri avlamak. Bu görev bizi galaksinin dört bir yanına sürüklerken, konu da beklenmeyen dönüşlerle ilginç bir hal alıyor.